Bir örnek vermek istiyorum, izninizle.
Birazdan sahneye çıkacağım ve beni şöyle anons ettiler:
“Birazdan sahneye çıkacak, mantık dersi verecek olan konuşmacı, geçen yılki intihal skandalına karışmış. Habil, akademik dürüstlükten uzak, hatırlatırım. Hadi, buyursun da geçerli bir akıl yürütme nasıl olurmuş anlatsın bize.”
Burada kuyuyu zehirleme safsatası söz konusu olur.
Ben konuşma yapmadan önce beni öyle bir anons ettiler ki çıkıp “Bütün canlılar ölümlüdür.”, “Bütün memeliler canlıdır.”, “Bütün insanlar memelidir.”, “Habil bir insandır.”, “O hâlde Habil ölümlüdür.” desem dahi bana inanmayan insanlar olacaktır.
Kusursuz bir kıyas ortaya koymuş olsam dahi kuyu zehirlendiği için ağzımdan çıkan her şeye şüpheyle bakan, küçümseyen gözlerle karşı karşıya kaldım.
İşte, buna kuyu zehirleme safsatası diyoruz.
Muhatap henüz argüman sunmadan onu itibarsızlaştırmaya çalışırsak kuyuyu zehirleme safsatasına düşmüş oluruz.
Herkesin su içtiği bir kuyu düşünün. Kuyuyu zehirlersek ne olur? Kuyunun suyu ne kadar bereketli, ne kadar şifalı olursa olsun kimse içmez. Artık Habil ne söylerse söylesin kimse ona inanmayacaktır çünkü kuyu zehirlenmiş, kişi itibarsızlaştırılmıştır.